ארכיון חודשי: אוגוסט 2017

Yağmurdan Sonra

Aykırı düşünce, ağır bedeller ödüyor.Bir yandan eski cezaevleri dört yıldızlı otel oluyor; bir yandan biz dört yıldızlı bir kıskacın cenderesinde daralıyoruz.Bira yandan olağanüstü bir iletişim devrimi yaşıyor, öte yandan iletişimsizliğe mahkum ediliyoruz.Bir hafta faili meçhul cenazelerinde, ertesi hafta DGM kapılarında kuyruk oluyoruz.Bütün zamanların o en büyük günahı, düşünce suçu hâlâ alnımızı lekeliyor.

İletişim kuramcısı Neil Postman, pervasızca mahremiyetimizin en ücra köşelerine dalan kameraların, nasıl her şeyi bir gösteriye dönüştüğünü anlattığı kitabına "Öldüren Eğlence" adını koymuştu.Bu eğlence zamanla haberlere bile damgasını vurur hale geldi.Haberler tam bir gösteri sanatına dönüştürüldü.Haberlerde başlayan bu eğlence tutkusu son dönemde, giderek "reality show" adı verilen magazin ağırlıklı polis-adliye programlarıyla öldürücü hale geldi.Eli kanlı caniler, gözü dönmüş sapıklar,tecavüze uğramış kadınlar,etleri şişlenmiş çocuklar geceleri oturma odalarımızdan çıkmaz oldular.Programların cazibesini artırabilmek için sunucu koltuğuna önce tiyatrocular, sonrada sinemanın ünlü isimleri oturtuldu.Gerçek nerede bitiyor, oyun nerede başlıyor anlaşılmaz oldu.

Adaletin kestiği parmak acımasa da basının giyotini acıtıyor.Hakimler yerine gazeteciler kalem kırmaya başlayınca, ortalıkta yargıç çoğalıyor,kalem azalıyor.Linç psikozu, adalet duygusunu ortadan kaldırıyor.Hepimizin sağduyumuzu takınıp, kapıda "asalım… asalım…" diye bekleşen halkın elindeki ipi alıp adaletin eline teslim etmemiz gerekiyor.Ve bir dipnot: İpin ucundan tutmaya hevesli bu kadar adam varken ve adalet bu kadar tartışmalı bir hal almışken, idam cezasını kaldırmanın tam zamanı değil midir?